Zindan Adası 2 Ne Zaman Çıkacak
54oan. Anasayfa > Film Haberleri > Avatar 2 Çekimleri Gelecek Hafta Başlıyor James Cameron, Avatar 2 çekimlerine 25 Eylül Pazartesi başlıyor. Haziranda Cameron’un yapımcısı ve Lightstorm Entertainment Başkanı Jon Landau, Avatar devam filmlerinin çekimlerinin dördü arka arkaya Eylül sonu gibi başlayabileceğini söylemişti. ScreenRant’ın haberine göre 19 Eylül’de özel bir Terminator etkinliğinde bu haberi doğrulattılar. Projeden gelen son haberlere göre çekimlerin tamda planlandığı tarihte başlayacağı yönünde. Orijinal Avatar 2009’da gösterime girmiş ve dünya genelinde milyar dolar hasılat elde ederek ve 3 Oscar kazanarak oyunun kurallarını değiştiren bir başarı elde etmişti. Avatar devam filmleri ekibinde, ilk filmde yer alan Sam Worthington Jake Sully, Zoe Saldana Neytiri, Sigourney Weaver Grace Augustine ve Stephen Lang Miles Quaritch ile birlikte ekibe yeni katılacak olan Oona Chaplin Taboo ve Cliff Curtis Fear the Walking Dead gibi isimler yer alıyor. Avatar 2 ne zaman çıkacak sorusunun cevabı şu an bilinmiyor. Ancak 2018’de çıkmayacağı daha önce açıklanmıştı.
Haberler > Kafa Karıştırıcı ve Unutulmaz Bir Film Olan 'Inception'ı Sevenlerin Beğenerek İzleyeceği 20 Film - 1742 - 1004 1. The Thirteenth Floor / 13. Kat 1999 IMDb konuştuğu bir yerdeyiz. Bu işte uzman ve çok özel işler başaran iki arkadaşın elinde son ürünleri vardır. Douglas ve Whitney, son çalışmaları bir program yazılımını denemektedirler 13. kattaki ofislerinde. Bir simülatör aracılığı ile Douglas, 1930’ların Los Angeles’ine giderek eşsiz bir macera yaşamaktadır. Ancak kendisi gerçek hayata döndüğünde tatsız bir sürpriz onu beklemektedir. Şirketin kurucusu ve üretenlerin esin kaynağı şahsiyet Hannon Fuller öldürülmüştür. Dahası belleğinde boşluklar oluşan Douglas da esas esnada ortaya çıkan gizemli güzel Jane, Hannon’un kızı olduğunu söyler. Bir süre sonra sanal ortam süreçleri, tuhaf olaylar ve gündelik yaşam arasındaki bağ bulanıklaşmaya başladığında, Douglas’ın en korkunç kabusunda bile görmek istemeyeceği bir şey gerçek olmaya başlayacaktır... 2. The Cell / Hücre 2000 IMDb psikolog olan Catherine Deane, yeni bir terapi metodu üzerinde azimli bir şekilde çalışmaktadır. Bilimin yeni imkanları sayesinde, Catherine, bir başkasının bilinçaltına erişerek onun saklı dünyasını tecrübe edebilmektedir. Bu sayede komada ölümle burun buruna olan bir çocuğu bile kurtarabilmiştir. Bir gün kendi yeteneklerini de sınamak isteyen Catherine oldukça riskli bir görevi kabul eder. Bir katilin bilinçaltına doğru yolculuğa çıkacaktır. Catherine şimdiye kadar bulunduğu en korkunç bilinçaltının göbeğindedir 3. What Dreams May Come / Aşkın Gücü 1998 IMDb ve karısı olan Annie, birbirlerine delicesine aşık bir çifttir. Kendi kurdukları pembe dünyalarında gayet huzurlu bir biçimde yaşamaktadırlar. Bir gün geçirdikleri bir trafik kazası tüm hayatlarını değiştirecektir. Canlarından çok sevdikleri çocukları, geçirdikleri trafik kazasında yitip gidecektir. Çocukları öldükten sonra Chris, acılar içerisinde olan Annie'yi bu psikolojik buhrandan kurtarabilmek için her şeyini ortaya koymak zorundadır. Ancak Annie, eski mutluluklarını asla bulamayacağının farkında olarak, Chris'i de kendi buhranının içerisine dahil etmeye başlayacaktır. 4. Mr. Nobody / Bay Hiçkimse 2013 IMDb bahsi geçen Bay Hiçkimse, 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan 117 yaşındaki Némo adlı bir adam. Ölüm döşeğindeki Némo genç bir çocukken bir peronda durduğunu hatırlar. Tren kalkmak üzeredir. Annesiyle birlikte mi gitmeli, yoksa babasıyla mı kalmalıdır? Bu karar, sonsuz sayıda olasılığı doğuracaktır... Ve pek çok gezegen, iki ölüm ve sevilecek kadınlar... 5. Synecdoche, New York / New York Yanılsamaları 2008 IMDb Filmde, tiyatro yönetmeni olan Caden Cotard'ın dünyasına bir bakış atacağız. Cotard, bir yandan işiyle uğraşırken, bir yandan da hayatındaki kadınlarla cebelleşmektedir. Aklına son tiyatro oyunu için bir fikir gelen Cotard, bir deponun içerisine New York’un doğal büyüklükte olan bir kopyasını yaratır. 6. Shutter Island / Zindan Adası 2010 IMDb Filmde, Teddy Daniels ve Chuck Aule isimli iki polis memurunun, Rachel Solando adlı bir akıl hastasının ortadan kaybolması üzerine tehlikeli akıl hastalarının tedavi gördüğü Shutter Adası isimli bölgede konuşlanan Ashecliffe Hastanesi'ne soruşturma yapmak için gitmesi ve sonradan gelişen esrarengiz olaylar aktarılıyor. Burada karşılaştıkları isyan tablosu ve çığrından çıkan işler bu davayı gittikçe zora sokacak, zamanla rüya ve gerçek arasındaki sınırlar zorlanacaktır. 7. Enemy / Düşman 2014 IMDb Üniversitede tarih dersleri veren Adam, okul ve ev arasında gidip gelen monoton hayatına en azından bir kız arkadaş sığdırmayı başarmıştır. Bir gün bir arkadaşının tavsiyesi üzerine bir film izler ve o filmde kendisine çok benzeyen birisini görerek, bu oyuncunun peşine düşer. Adam artık, kendisine ikizi kadar benzeyen Anthony'nin de hayatının bir parçasıdır, tabii Anthony de onunkinin. 8. Primer / Kapsül 2004 IMDb Shane Carruth'un toplam dolara mal ettiği film, kaza eseri zaman makinesini icat eden iki mühendisin başından geçenleri anlatıyor. Kendisi de eski bir mühendis olan ve filmin senaryosunu yazarken teorik fiziğin içinde bir hayli zaman harcayan Carruth, özgün görsel dili ve karmaşık senaryosuyla son derece zor ama bir o kadar da heyecan verici bir işe imza atmış. 9. The Congress / Son Şans 2014 IMDb Robin Wright'ın canlandıracağı eski bir aktris, Hollywood'da bir film stüdyosuna tüm dijital haklarını devreder. Stüdyo oyuncudan aldığı bu bilgiyi ona benzer genç bir dijital aktris yaratmakta kullanır. Sözleşme gereği bir daha asla oyunculuk yapamayacak olan Wright'ın ve onun kopyasıyla yaratılan ve her türlü rolde oynamaya başlayan yeni dijital aktrisin geriye dönüşlerle anlatılacak hikayesi yer yer canlı aksiyon yer yer ise animasyon olarak karşımıza çıkacak. 10. eXistenZ / Varoluş 1999 IMDb Antenna Research, oldukça popüler bir oyun şirketidir. Şirket, çok büyük bir heyecanla beklenen yeni oyununu piyasaya sürmenin arifesindedir. Oyunun yaratıcısı olan Allegra Geller önderliğinde oyunu test etmek için toplantılar yapılmaktadır. Kendi yarattığı oyunun içerisindeki çılgınlıkları günden güne keşfeden Allegra, oyununun gerçek ile rüya arasındaki çizgiyi silikleştirdiğini fark eder. Oyunun piyasaya sürülmesiyle beraber, oyunu oynayacak herkes ve oyunun oynandığı dünya büyük bir serüvene atılmak üzeredir. 11. Dreamscape 1984 IMDb Alex Gardner isimli bir genç, kendisi gibi medyumların başkalarının rüyalarına girmek için hükümet tarafından yürütülen bir eğitime katılıyor. Yeteneklerini iyi şeyler için kullanırken, yeni bir görevli geliyor ve projeyi eline alıyor. 12. Time Lapse / Zaman Sapması 2015 IMDb 3 arkadaş, 24 saat sonrasının fotoğrafını çeken bir fotoğraf makinesi olduğunu keşfederler ve korkutucu fotoğraflar ortaya çıkana kadar kişisel amaçları için kullanırlar... 13. Total Recall / Gerçeğe Çağrı 1990 IMDb Bir adam hayalinde Mars gezegenine sanal yolculuklar yaparken umulmadık bir takım olaylar, onu gerçekte de söz konusu gezegene gitmek yönünde zorlayacaktır. Douglas Quaid her gece rüyasında bu gezegeni gören bir işçidir aslında. Bir şirket, anı transferi ile yolculuk satar. O da Mars tatili ister ve bunu satın alır. Ancak anı transferi esnasında sıra dışı bir durum olur. Quaid bir anda kendisini gizli bir ajan olarak bulur. Coogan adındaki Mars’ın acımasız lideri ile karşı karşıyadır. Gerçek ile hayal arasında bir yerde sıkışan Douglas, çıkış yolunu bulmak zorundadır. 14. Predestination / Zamanın Ötesinde 2015 IMDb Sıkı bir bilimkurgu filmi olan Predestination, zamanda seyahat edip olmuş ya da olası olayların önüne geçmeye veya suçluları yakalamaya çalışan bir zamansal ajanın hikayesini konu eder. Gizli bir servise bağlı çalışan ajanın son görevi ise; 1975 yılında New York'ta yaptığı bir patlamada insanın ölümünden sorumlu olan Fiyasko Bombacısı adlı kişiyi bulup bu patlamanın hiç yaşanmamış olmasını sağlamaktır... Görevi için 1970 yılına New York'ta bir barda, barmen olarak çalışmaya başlayan ajan orada “Evlenmemiş Anne” rumuzlu John isimli bir köşe yazarıyla tanışır. Küçük bir bar sohbetiyle başlayan ikilinin sohbeti, gecenin ilerleyen saatlerinde daha da derinleşir... 15. Paprika 2006 IMDb ruh doktorlarının kullandığı bir icat olan özel makine, kimliği belirlenmeyen kişiler tarafından çalınır. Bu makinenin özelliği, onu kullanarak doktorların, hastalarının bilinçaltlarına ve rüyalarına erişebilmesi ve burada olup bitene tanık olabilmesidir. Haliyle durum oldukça tehlikelidir. Yanlış ellerde olan makine yüzünden insanlığın rüyaları ortaya çıkacak ve gerçekliklerin yerini bu rüyalar almaya başlayacaktır. Genç ve idealist terapist Paprika'ya düşen ise bu kabusu sonlandırmaktır. 16. Coherence / Paralel Evren 2014 IMDb Bir grup arkadaş akşam yemeği yemek için bir araya gelir. Yemeğin keyifli olacağı açıktır, çünkü o gece bir kuyruklu yıldız dünyanın epey yakınından geçecektir. Ancak bu olağan durum, geceye olağanüstü bir yön de verecektir. Yemek sırasında elektrik kesilir. Bu aksiliğin üzerine çevrelerine baktıklarında, gizemli bir evde ışıkların hala yandığını fark ederler. Bu fark edişleri tanık olacakları enteresan olayların da habercisidir. başlarının üzerinde süzülen insanları gördüklerinde dünyayı algılayış şekilleri, gerçekle hayal birbirine karışacaktır. Ve bu durum, ilişkilerinde bazı kırılmaları da beraberinde getirecektir. 17. Los Cronocrímenes / Suç Zamanı 2007 IMDb Hector karısıyla birlikte yeni evlerine taşındığı gün inanılmaz bir olay yaşar. Elinde dürbünü çevreyi gözetlerken ormanda çıplak bir kadın görür, çaktırmadan yanına gider fakat bu esnada gizemli bir adam tarafından bıçaklanır. Aynı adamdan kaçarken garip bir mekana ve mekanda yer alan bir aletin içine sığınır. Fakat bu kaçış onun zamanda geriye gitmesine neden olacaktır. Hector zamanda geriye gidince bir anda 2. Hector durumuna düşer. Eski hayatına devam etmek için orijinalini öldürmesi gerekmektedir. Bu arada Hector’ların sayısı artar. 18. Being John Malkovich / John Malkovich Olmak 1999 IMDb kendince yetenekleri olan bir kuklacıdır. Ancak bu meslek ona elbette ki hayatta kalmasını sağlayabilecek bir para kazandırmamaktadır. Bu nedenle önemli bir kararın eşiğinde olduğunu hissetmektedir. Craig'in karısı olan Lotte ise bir pet shop'da çalışmaktadır. Sürekli olarak kendi işinin tuhaf yanlarından dem vuran Lotte, Craig'in canını fazlasıyla sıkmaktadır. Şansı yaver giden Craig bir firmada iş bulur. Şirkette tanıştığı Maxine isimli bir kadın onun ilgisini cezbeder. Ancak Maxine, Craig'le hiçbir şekilde ilgilenmemektedir. Bir gün Craig çalıştığı firmada gizli bir kapıcık bulur. Kapıdan içeri giren Craig, nasıl olduysa, John Malkovich'in bedeninde uyanacaktır. 19. Truman Show 1998 IMDb Truman Show sinema tarihinin en yaratıcı senaryolarından birine sahip. Dünyanın en güzel adalarından birinde yaşayan halk imrenilecek derecede ütopik bir hayat sürmektedir. Bu adada yaşayan insanlar her güne mutlu uyanıp herhangi bir sorunla karşılaşmadan günü sonlandırıyorlardır. Başkarakterimiz Truman da bu şanslı insanlardan biridir. Güzel bir eşe ve mutlu bir hayata sahip olan Truman, bir gün öldüğünü zannettiği babasını bir gün caddede gördüğü ana kadar hayatı olduğu gibi yaşar. Babasını gördüğüne emindir ancak adam bir anda ortalıktan kaybolmuştur. İlerleyen günlerde çeşitli gizemli anlar yaşayan Truman bir şeylerin yolunda gitmediğini fark edecek, sahip olduğu hayatın gerçek olup olmadığını anlamaya çalışacaktır. 20. Welt am Draht / Yalan Dünya 1973 IMDb Bu filmde, Simulacron 1 adındaki bir bilgisayar projesi adeta bir medyum gibi toplumsal ve siyasi olayları öngörebilmektedir. Bazı insanlar bunu iyiye, bazıları da kötülük için kullanacaktır... Bu filmlerden en çok hangisi ilginizi çekti? Hangilerini izlediniz? Yorumlarda buluşalım... Bu içerikler de ilginizi çekebilir;
Leonardo DiCaprio kesinlike takdire şayan bir oyuncu. Şu zamana kadar yer aldığı filmler de bunu kanıtlar nitelikte. İçerisinde yer aldığı her filmde işini layığıyla yapan DiCaprio 2015 yılındaki The Revenant filmi ile birlikte uzun zamandır hak ettiği Oscar ödülünü almış oldu. Bu yazımızın konusu ise yine DiCaprio'nun ünlü filmlerinden biri olan Zindan Adası hakkında. Orjinalinde Dennis Lehane’in romanlarından biri olarak piyasaya çıkan Zindan Adası’nın bu kadar başarılı olacağını kim tahmin edebilirdi ki? Zindan Adası’nın gizemli öyküsünün bizi ekran başına kitlemesinin üzerinden tamı tamına 12 sene geçti ve hala duyduğunuzda şaşırabileceğiniz ve merak edeceğiniz unsurları mevcut. Martin Scorsese yönetmen koltuğunda oturduğu- Mark Ruffalo ve Leonardo DiCaprio’nun iki polis memurunu canlandırdığı filmde Rachel Solando isimli bir akıl hastasının kaybolması üzerine iki polis memuru birçok tehlikeli akıl hastasının bulunduğu Zindan Adası’na olayı soruşturmak için gönderilir. Tahmin edeceğiniz üzere ikilinin adaya gelişi ile birlikte esrarengiz olaylar da ardı ardına baş göstermeye başlar. Şimdi Zindan Adası hakkında derlediğimiz bazı bilgilere yakından bakalım. Zindan Adası hakkında muhtemelen daha önce duymadığınız bilgiler Mark Ruffalo aslında kadroda yoktu Leonardo DiCaprio dışında 2. polis memuru için henüz karar verilmemişken akıllardaki ilk fikir Mark Ruffalo değildi. Fakat Mark Ruffalo’nun yönetmen Martin Scorsese’ye bir hayran mektubu yollaması üzerine işler bir anda değişti. Mektubunda efsane yönetmene 20 yıllık oyunculuk hayatını büyük bir hayranlıkla takip ettiğini bu sebepten dolayı da bu rolde kendisi ile birlikte çalışmayı arzuladığını belirten ünlü oyunu Mark Ruffalo’nun mektubu amaçladığı başarıyı elde etmiş gibi gözüküyor. Önce çıkan film aslında The Wolf of Wall Street olacaktı Martin Scorsese, Leonardo DiCaprio ile birlikte Zindan Adası projesine girmeden önce The Wolf of Wall Street üzerinde çalışmayı düşündüler. Fakat işler düşündükleri kadarı planlı bir şekilde gitmedi ve Wolf of Wall Street projesi finansal açıdan bir çıkmaza girdi. Durum böyle olunca da Zindan Adası projesinin arkasında 2. film olarak kaldı. İşler planlandığı gibi gitseydi The Wolf of Wall Street daha erken gün yüzüne çıkan bir film olacaktı. Zindan Adası’nı çok daha erken bir zamanda izleyebilirdik Yazar Dennis Lehane’in kitabı çıktığı zamanda oldukça rağbet görmüştü. Kitabın hikayesi sadece okurları değil, bu konu üzerinden bir proje oluşabileceğini düşündükleri için Columbia Pictures’ında ilgisini çekmişti. Columbia Pictures romanın haklarını yayınlandığı tarih 2003’te satın aldı. Columbia Pictures işe hızlı bir şekilde girişmiş olmalarına rağmen ilerleyen zamanlarda seçenekler üzerinde doğru bir şekilde karar veremediler ve haklar tekrardan Dennis Lehane’in eline geçti. Dennis Lehane bu seferde hakları Phoenix Pictures’a sattı ve yapım şirketi senarist Laeta Kalogridis ile anlaşıp zamanının efsane filmlerinden biri olan Zindan Adası’na hayat vermiş oldu. Martin Scorsese filmin ilk yönetmeni değildi Yönetmen koltuğunda ilk oturan isim Martin Scorsese değildi. Ünlü film ilk yapılan planlarda Wolfgang Peterson’ın yöneteceği bir film olarak tasarlandı. Fakat eser sahibi Dennis Lehane’in hikayesinde gişe rekorlarına oynamak için çok fazla değişiklik yapılınca projenin sahip olduğu yinelemesi zarar gördü ve bu durumdan vazgeçildi. Kafalarda olan başka bir isim ise David Fincher’dı fakat görünen o ki evde yapılan hesap çarşıya uymamış. Martin Scorsese’in ilham aldığı film Yönetmen Martin Scorsese, Daily Telegraph’a Mark Ruffalo ve Leonardo DiCaprio’nun rolleri için gösterdiği asıl ilhamın 1944 yılında çıkmış olan Laura isimli bir filmden olduğunu bahsetti. Ünlü yönetmen “Noir” temalı filmlere olan ilgisinden de ekstra olarak bahsetti. Bununla birlikte ve ruh hali ve ton olarak örnek aldığı filmler ise Laura’ya kıyasla oldukça farklı. Bahsi geçen 2 film 1940’larda RKO Pictures için çekilen 2 düşük bütçeli yapım olan Cat People ve I Walked With a Zombie. Bağdaştırılan filmler birbirlerinden farklı olsa da Zindan Adası için alınan ilham kaynakları bir hayli işe yaramış gibi görünüyor. Ufak tefek ince detaylar Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı Teddy karakterinin kullandığı tükenmez kalem bir Parker Jotter. Filmin tarihi olarak canlandırdığı 1954 yılında piyasaya çıkan Parker Jotter, tükenmez kalemlerin doğuşunu gerçekleştiren marka desek yalan olmaz. İlk, güvenilir tükenmez kalemlerden biri olan Parker Jotter, kısa sürede dolma kalemlerin modasının geçmesini sağlamıştı. DiCaprio’nun karakterinin de gerçekten aynı kalemi kullanması ufak fakat atmosferi güzel anlamda etkileyen bir detay. Film ve kitap arasındaki fark Spoiler Uyarlanan film ile kitap arasındaki en temel fark Spoiler uyarısı, DiCaprio’nun karakteri karısını öldürdüğü için Ashecliffe’de hapsedilen katil Andrew Laeddis olduğu ortaya çıkınca DiCaprio’nn karakteri Dr. Sheehan’a şunları söyler “Bu yer beni hangisinin daha kötü olduğunu merak ettiriyor. Bir canavar olarak yaşamak mı? Yoksa iyi bir adam olarak ölmek mi?” kitaplarda yer almayan bu replik filmin sonunun oldukça vurucu olmasını sağlarken aynı zamanda sonun belirsiz olmasına da sebep oluyor. Laeddis çok kurnaz biri olduğu için aslında rol mu yapıyor? Yoksa gerçekten aklını kaybettiği noktaya vardı mı? Filmin gişe ve hasılat rekoru Filmin başarılı olacağına dair güvenler tamdı fakat film gösterime girdiğinde herkes için şaşırtıcı bir sonuç oldu. Gişe hasılatında 41 milyon dolar yapan film ünlü yönetmen Scorsese için şimdiye kadarki en iyi gişesini sağladı. Film sinemalardan kalkmaya başladığında ise son sayılar gerçekten takdire şayendi. Sonunda film 294 milyon hasılat yaptı ve kendi zamanının en çok hasılat yapan filmlerinden biri oldu. Tabii ki gişe rekoru da, hasılat rekoru da Zindan Adası’ndan 3 sene sonra çıkan The Wolf of Wall Street tarafından kırıldı. Oscar adayı olmayan tek film Leonardo DiCaprio’nun uzun süreler boyunca Oscar kazanamamış olması artık herkesin canına tak etmişti. Neyse ki Revenant ile her şey tatlıya bağlandı. Fakat ünlü oyuncunun Oscar ile olan sorunu Zindan Adası’na kadar dayanıyor. Scorsese ve DiCaprio’nun beraber çalıştıkları tüm filmler arasında Zindan Adası Oscar adaylığı gösterilmeyen tek film oldu.
İlginizi Çekebilir Ana Sayfa Sinema Sizler için editör kadromuzla en iyi 10 şizofreni filmini derledik. 10 Aralık 2021 12 Cum, 2021 319 tarihinde düzenlendi 207 kez okundu Okuma süresi 7dk, 43sn En İyi 10 Şizofreni Filmi İçindekiler1 1- Akıl Oyunları2 2 – Zindan Adası3 3 – Dövüş Kulübü4 4 – Memento5 5 – Siyah Kuğu6 6 – Deli ve Dahi7 7 – Sapık8 8 – Tiksinti9 9 – Kayıp Otoban10 10 – Amerikan Sapığı Kişilik Bozuklukları ve Akıl Hastalıkları sinemada çokça yer buluyor. İzleyicinin beynini yakan gerim gerim geren gelmiş geçmiş en iyi 10 Şizofreni filmini itinayla sizin için seçtik! İyi seyirler. 1- Akıl Oyunları Akıl Oyunları 2001’de ilk çıktığı zamanlar adından sıkça söz ettiren ve gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan bu filmde John Nash adında melankolik ve asosyal bir matematik profesörünün başından geçen olaylara şahit oluyoruz. Ruslara karşı bir istihbarat örgütünde gizli şifreleri çözmek amacıyla Milli İstihbarat’a yardımda bulunmaya başlamasıyla hayatı çok farklı bir noktaya doğru değişmeye başlar. Gerçek ve hayaller zaman içinde birbirinin yerini almaya başlar. Orijinal Adı A Beautiful Mind Film Türü Dram, Gerilim Vizyon Yılı 2001 IMDB Puanı Film Süresi 2 Saat 15 Dakika IMDb’de İncele2 – Zindan Adası Zindan Adası Teddy Daniels isimli bir dedektifin Zindan Adası ismini taktıkları içinde bir akıl hastanesi bulunan yerleşim yerindeki cinayeti çözmek için gönderilmesiyle başlar film. Teddy ve en yakın dostu aynı zamanda partneri olan Chuck ile birlikte adanın gizli bölgelerine gittikçe kendi geçmişiyle ilgili yeni sırlar öğrenir. Adadaki herkese karşı bir şüphe duymaya başlayan Teddy’nin, her gün gördüğü halüsinasyonlardan ve kabuslardan kurtulmasının yolunun da yine Zindan Adası’ndan geçtiğini anlaması uzun sürmeyecektir. Orijinal Adı Shutter Island Film Türü Gerilim, Korku Vizyon Yılı 2010 IMDB Puanı Film Süresi 2 Saat 18 Dakika IMDb’de inceleyin3 – Dövüş Kulübü Dövüş Kulubü Bir sabun üreticisi ve aynı zamanda sinema makinisti olan Tyler Durden isminde hayatı fazla kafaya takmayan bir genç, depresyonda olduğunu fark ettiği bir adama yardım etme kararı alır. Onu evine davet eder. Tyler’in bir dövüş kulübü sahibi olduğunu öğrenen depresif adam, Tyler’in her dediğini yapmaya başlar. Geceleri yaşadığı ruhsal deneyimleri ona hayatı daha da sorgulatır. Filmin sonuna yaklaştığında büyük bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Orijinal Adı Fight Club Film Türü Macera, Gerilim Vizyon Yılı 1999 IMDB Puanı Film Süresi 2 Saat 19 Dakika IMDb’de inceleyin4 – Memento Memento Memento denilen bir hastalığa sahip olan Leonard Shelby karısını öldürenleri bulmak için film boyunca mücadele eder. Ancak bu süreçte karşılaştığı en büyük zorluk çok ender rastlanan hastalığıdır. Bu hastalığından dolayı hemen her on beş dakikada bir hafızası silinir ve her şeyi yeniden anımsamak zorunda kalır. Bu yüzden vücudunun her yerinde hatıralarını yaşatması için yaptırdığı dövmeler vardır. Hem karısının katillerini bulmaya hem de hayatta kalmaya çalışan Leonard film boyunca izleyiciyi ekrana kilitlemeye başarır. Orijinal Adı Memento Film Türü Gerilim, Dram Vizyon Yılı 2000 IMDB Puanı Film Süresi 1 Saat 58 Dakika IMDb’de inceleyin5 – Siyah Kuğu Siyah Kuğu New York’ta annesiyle yaşayan ve hayatı yalnızca baleden ibaret olan Nina’nın, dans okulunda yaşadığı tuhaf ve korkunç olayları anlatan filmde Nina, bale yönetmeni Thomas Leroy’un yeni sezonda baş dansçısını değiştirmeye karar vermesiyle kendisini bir hırs oyununun içinde bulur. Annesi de eskiden bale yapan biri olduğundan bu konuda Nina’ya baskı yapar. Nina’nın baş dansçı olabilmesi için rakibi siyah kuğuyu alt etmesi gerekir. Bunun için bu yolda her şey mubahtır. Film boyunca bir yandan gördüğü tuhaf rüyalarla mücadele etmeye çalışır. Baş dansçı olabilmek için artık her türlü şeyi göze alır aksi takdirde delirmesine ramak kalmıştır. Orijinal Adı Black Swan Film Türü Gerilim, Dram Vizyon Yılı 2010 IMDB Puanı 8 Film Süresi 1 Saat 48 Dakika IMDb’de inceleyin6 – Deli ve Dahi Deli ve Dahi Gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde onlarca dile hakim James Murray’nin Oxford için sıfırdan oluşturulmuş bir İngilizce sözlük çıkarması konu alır. Yaptığı plana göre yüksek okullarda okuyan herkesin gördüğü her farklı ve değişik kelimeleri postalayarak yollamasını ister. Böylece sözlük beklenenden daha kısa sürede tamamlanabilecektir. James Murray, eski askeri deneyimleri olan William Chaster’dan en büyük desteği alacaktır. Chaster bir şizofreni hastasıdır ve istemeden de olsa bir masumu öldürmüştür. Akıl hastanesinde durmadan kitap okuyan bu adamın en büyük tutkusu sözlüğü hazırlamak olacaktır. Bu ikili arasında zaman içinde bir dostluk oluşacak ve sözlüğü hazırlamak için var güçleriyle çabalayacaktır. Orijinal Adı The Proffessor and The Madman Film Türü Dram, Aile Vizyon Yılı 2019 IMDB Puanı Film Süresi 2 Saat 4 Dakika IMDb’de inceleyin7 – Sapık Sapık Çıktığı zamanlar ortalığı kasıp kavuran bu filmde çalıştığı bankada patronunun yüklü miktarda parasını kaçıran Marion’un gece konaklamak için gittiği otelde otelin sahibi Norman Bates’in annesi tarafından öldürülmesini konu alır. Yaşanan bu cinayetin üzerine Marion’un patronu ve dostları onu aramak ve bulmak için ellerinden geleni yapar. Bu esnada Otel ve Norman Bates hakkında ilginç bilgiler öğreneceklerdir. Orijinal Adı Psycho Film Türü Korku Vizyon Yılı 1960 IMDB Puanı Film Süresi 1 Saat 49 Dakika IMDb’de inceleyin8 – Tiksinti Tiksinti Hayatını yalnızca manikür yaparak kazanan Helen ismindeki içine kapanık bir genç kızın, kız kardeşinin erkek arkadaşıyla tatile gitmesi ve evde yalnız kalmasını konu alır. Başlarda sakin bir şekilde evde kalırken zaman içinde garip olaylar yaşamaya başlar. Öyle ki bir noktadan sonra gerçeklik algısını yitirmeye başlar. Orijinal Adı The Repulsion Film Türü Korku, Gerilim Vizyon Yılı 1965 IMDB Puanı Film Süresi 1 Saat 45 Dakika IMDb’de inceleyin9 – Kayıp Otoban Kayıp Otoban Los Angeles’te saksafon çalarak hayatını karısıyla birlikte idame ettiren Fred Madison’ın, kendisinin garip görünümlü bir adam tarafından kamerayla çekildiğini fark etmesiyle beraber başından geçen tuhaf olayları anlatır film. Garip kabuslar gören Fred, yaşadığı olayların sırrını çözmek için bilinçaltının derinlerine inmek ve bazı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır. Orijinal Adı The Lost Highaway Film Türü Gerilim, Psikoloji Vizyon Yılı 1997 IMDB Puanı Film Süresi 2 Saat 15 Dakika IMDb’de inceleyin10 – Amerikan Sapığı Amerikan Sapığı Patrick Bateman isimli bir muhasebe çalışanının başından geçen olayları anlatan filmde Bateman, kadınları ve ihtişamı çok sever. Cinsel rahatsızlıkları vardır ve hırslı olmasından dolayı her şeyde en iyisi olmaya çalışır. Aynı zamanda birlikte olduğu kadınları öldüren bir katildir. Film boyunca seyircinin aklında daima sorular bırakan filmin finalinde herkesi dumura uğratan gerçek gün yüzüne çıkar. Orijinal Adı American Psycho Film Türü Macera, Gerilim Vizyon Yılı 2000 IMDB Puanı Film Süresi 1 Saat 42 Dakika IMDb’de inceleyinŞizofreni ve gerilim filmlerini seviyorsanız bu filmlerin hepsi size göre. Mısırınızı patlatıp filmlerin keyfini çıkartabilirsiniz. Post Views 207 Benzer Yazılar
Bir filmin düşündürücü olması, güzel bir şey. “Zindan Adası”ndan pek düşünceli çıkmadım, bana pek de yabancısı olmadığım bir ARŞİV 1312 Abone Ol Bir filmin düşündürücü olması, güzel bir şey. “Zindan Adası”ndan pek düşünceli çıkmadım, bana pek de yabancısı olmadığım bir tarzda, pek de yeni bir şey söylemeyen bir film gibi gelmişti. Filmle ilgili yazıları, filmin temel aldığı romanın yazarıyla yapılan söyleşileri okuduktan sonra, şimdi filmi bir kez daha izlemem gerektiğini düşünüyorum. Sandığımın tersine sağdan değil soldan bakan, McCarthy dönemi üzerinden ABD’nin yakın geçmişini, Bush dönemimi eleştiren bir film var karşımızda. Fakat, film rengini biraz daha açık etseymiş keşke. SAVAŞ SUÇU İŞLEMEK “Zindan Adası” iki dedektifin suça eğilimli ruh hastalarının “tedavi” edildiği bir adaya gelmeleriyle başlıyor. Dedektifler sıkı koruma altındaki bir hastanın kaçışının ardındaki sırrı araştırıyorlar. Hasta üç çocuğunu öldürmüş bir kadın. Baş dedektifin bir de kişisel meselesi var Karısının ölümüne neden olan yangını çıkaran kundakçı da adadaki hastanede. Dedektifin karısının ölümünün dışında yaşamış olduğu başka travmalar da var. İkinci Dünya Savaşı sırasında Dachau’daki toplama kampında Nazilerin vahşetini görmüş, oradaki insanları kurtaramamış olmanın suçluluk duygusunu yaşamış. Bunla da kalmamış kendisi de orada teslim olmuş Nazileri öldürerek savaş suçu işlemiş. Suçluluk duygusu katmerlenmiş. Adadaki doktorlar ise çok güvenilir görünmüyorlar. Birisi Almanya’dan göç etmiş, belki de eski bir Nazi. Diğeri ilaç ya da ameliyata dayalı tedaviler yerine konuşma tedavisi uygulamayı yeğlediğini söylüyor ama o da yine de güvenilir gözükmüyor. Dedektifler bir süre sonra kendi zihinlerinin de gizlice verilen ilaçlarla bulandırıldığını düşünmeye başlıyorlar. Seyirci olarak biz ne görüyoruz? Bulanık zihinlerin algıladıklarını mı? Yoksa…? Film, 1954’te yani Soğuk Savaş döneminde geçiyor. ABD’de müthiş bir paranoyanın hüküm sürdüğü, solculara, komünistlere yaşam hakkı tanınmadığı, senatör McCarthy öncülüğünde düşünce özgürlüğünün yok edildiği bir dönem. Ve yazar Dennis Lehane’i kitabını yazmaya iten neden de McCarthy dönemiyle, Bush dönemi arasında kurduğu benzerlikler. 11 Eylül sonrasında çıkan yasalar Patriot Act özellikle ABD’de ifade özgürlüğünü kısıtlamış; terörizme karşı savaş teranesi altında bütün aykırı sesleri susturmuştu. Lehane’i dehşete düşüren de bu olmuş. “İfade edemezseniz düşünemezsiniz, beyniniz bu baskıyı kaldıramaz ve kafaca da değişirsiniz” 12 Eylül sonrasında bizim başımıza da gelen bu diyen Lehane, 2001 sonrasını 1954’e bakarak anlatmış. Fırtınayla dış dünyadan kopmuş bir adada, klostrofobik bir ortam yaratmış ve travmalarını aşıp hayata devam etmede güçlük çeken bir kahramanı başrole oturtmuş. BEYİN YIKAMA ÇALIŞMALARI Mesele şurda, Bush sonrasında iktidara gelen Obama temel politikalarda bir değişiklik yapmamasına rağmen, ruh hali çok değişti. Artık Amerikan aydını başkanına ve ordusuna güveniyor, ülkesine inanıyor. Dünyada da az çok aynı hava esiyor. Lehane’in romanının çıktığı tarihle 2003, Martin Scorsese’nin filminin vizyona girdiği tarih 2010 arasında yedi yıl var. Filmi bugünün ABD’sinin resmi olarak okumak güçleşti. O zaman da film, bildik sularda yüzen bir psikolojik gerilimmiş gibi algılanabiliyor. Oysa filmde, kimin hikayesinin doğruyu yansıttığı belli değil. Ben düz okumam sonrasında filme biraz da kızmıştım, sanki ABD’de psikoloji bilimi, beyin yıkama çalışmalarına hizmet etmemiş gibi bir anlam çıkıyor diye. Bir de tabii, politik alt-metin romanda filme göre daha belirgin olabilir, romanı okumadığım için bilemiyorum. Kısacası filmi seyredin ve resmi ideolojiye güvenilmeyeceğini aklınızda tutun. Eleştirmeniniz de, çıkan yazıları, Lehane’le yapılan söyleşileri okumasaydı, başka bir yazı yazmış olacaktı. Bunu her zaman yapamayabilir, bu da genelde aklınızda olsun! Hurt Locker İmaj, sen nelere kadirsin! Son Oscar ödülünün adayları Bush’un son yıllarında karşı karşıya gelselerdi sonuç çok farklı olurdu. O yıllarda Avatar’ silip süpürür, Hurt Locker’ ise muhtemelen aday bile olamazdı. 11 Eylül’den hemen sonra Hollywood’a büyük bir sükunet hakimdi. Oscar törenleri sıkı denetim altındaydı ve kimse, Bush yönetimi aleyhine bir şey söyleyemiyordu. Ya rejimden yanaydınız ya da karşısında. O dönemlerde aslında ABD’nin yaptıklarıyla imajı gayet iyi örtüşüyordu. Saldırgan politikalara saldırgan bir söylem hakimdi. Ama çoğunluğunu liberallerin oluşturduğu Hollywood entelijensiyası bu söylemle uyumunu uzun süre sürdürmedi. Bush’a karşı oluşan Michael Moore’un açtığı çatlak büyüdü. Liberallerin gücü yine de Cumhuriyetçi Partiyi iktidardan indirmeye yetmeyecekti belki ama imdada ekonomik kriz yetişti ve gayet demokrat bir söylem tutturan Obama iktidara geldi. Ve sadece Amerika’nın aydınları, sanatçıları değil, dünya ABD’yle barışıverdi. ABD’nin yerlerde sürünen imajı birden düzeliverdi. Aslında değişen sadece de buydu, imajdı yani. İşgaller sürüyor, hatta savaş Pakistan’a yayılıyor ve İran’la gerginlik tırmanıyordu. Ekonomi cephesinde de krizin sorumlusu bankalar halkın parasıyla kurtarılıyordu. Mal aynı maldı ama ambalaj değişmişti. Bu da anlaşılan Hollywood’un devleti ve ordusuyla barışması için yeterliydi. BİLİNÇLİ STRATEJİ Birçok açıdan muhafazakar ve klişelerden oluşan bir film olmakla birlikte yine de bir başka gezegenin işgalini eleştiren, karşı çıkan Avatar’, Bush’lu yıllarda Akademi’nin hissiyatına karşılık gelecek ve Oscar’ı alacaktı. Ama Avatar’ geç kaldı. Hurt Locker’ ise bilinçli bir stratejiyle zamanının gelmesi için bekletilen, bittikten bir yıldan daha uzun bir süre sonra vizyona sokulan bir film. Bir zamanlama başarısı! Çünkü artık iktidarda Obama var ve ABD artık eski zorba ABD değil! Yani, artık ABD’li sinemacılar ve aydınların çoğu buna inanıyor. Hurt Locker’da katleden, tecavüz eden, işkence uygulayan Amerikan askerleri yok. Filmde bomba imha eden, Iraklılarla iletişim kurmaya çalışan, sadece Amerikalıları değil Iraklıları da kurtaran askerler var. Artık orduyla barışma zamanı gelmişti zaten. Ve Hurt Locker bu hissiyata tercüman oldu, sonuçta da Oscarları götürdü. Bir filmi anlattıklarıyla değil de anlatmadıklarıyla eleştirmek haksızlık mı? Irak’taki Amerikan askerinin dar perspektifinden olaylara bakmak yanlış mı? Evet, yanlış. Bundan hiç şüphem yok. Eğer aydınsanız bu sorumluluğunuz var. Kathryn Bigelow’un, Irak savaşı hakkında ne düşündüğü sorulduğunda “ben hakim değilim, bilemem” tarzı cevaplar vererek kaçması Sabah’ta çıkan röportajından oralarda kabul edilebilir belki ama buralarda kabul edilemez. Irak Savaşı hakkında fikrin yoksa, fikrin olan konularda film yap! Kaldı ki elbette bir fikri var Bigelow’un. Film boyunca anlaşılmaz bir dille Arapça yani konuşan, güvenilemeyecek, güvendiğinizde ise sizi öldürecek Iraklılarla dolu film. Kısaca Irak’ta Iraklılar “ötekiler”i oynuyor. Bir de Bigelow’un Oscar’ı kazanan ilk kadın olması nedeniyle elde ettiği tarihi konum var. Bigelow kadın yönetmenlerin en erkeği. Aksiyon filmleri yapan, erkek dünyasını anlatan bir kadın. Hurt Locker’da filmin kahramanı olan bomba imha uzmanı kısa süreyle ülkesine dönüyor ve karısı ile oğluna kavuşuyor. Ama bu evcil dünya ne kahramana ne de Bigelow’a uygun. Ne yani şimdi süpermarkette hangi mısır gevreğini almakla mı uğraşacak adamımız, bomba imha edip ölümün kıyısında yaşamak varken? Kendine bir dünya kurmayı beceremeyen bu adamın ruh halini derinlemesine anlatmaya çalışsa yine de saygı değer bir iş çıkarmış olurdu yönetmen. Ya da kapitalist dünyada gündelik hayatın eleştirisine soyunsa. Ama yönetmenin bunlarla kaybedecek vakti yok, kahraman askerlere biraz kafadan kontak da olsalar selam çakmak varken. Yazık, entelektüel düzeyi yerlerde sürünen bir film daha Oscar’ı aldı. Bütün dünya, biz de dahil bu gösteriye dahil olduk. Neden BirGün? Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok. Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz. Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için Bugün BirGün’e Abone Ol. BirGün; seninle güçlü, seninle özgür! BirGün’e Destek Ol Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun
zindan adası 2 ne zaman çıkacak